Anasayfa / Yabancı Dizi / As You Stood By- Kadın düşmanlığnın sanat gibi yapması

As You Stood By- Kadın düşmanlığnın sanat gibi yapması

Kore dizilerine meraklı iseniz bu yazıyı okurken bana kızabilir ya da hayret edebilirsiniz. Ama önce beni bir dinleyin.

Netflix bildiğiniz gibi kullanıcılarına tavsiyelerde bulunuyor. Bu tavsiyenin algoritmasına bir göz atma fırsatınız oldu mu? Kişiye özel gibi görünse de tavsiye algoritmasının ‘size benzeyen kullanıcılar şunları çok beğenmiş’ konulu bir ağırlığı var. Formülde Türkiye’de bir kadın ne seyrediyor bir katsayı olarak yer alıyor. Demek ki Türkiye’de kadınlar Kore dizilerine bayılıyor. Bu tespiti cebimize koyalım.

Tabi çok fazla dizi seyreden bendenize de tavsiye olarak ‘Yakında’ dizisi geldi. Dizinin İngilizce adı ‘As You Stood By’. Hemen izlemeye başladım. Kore dizilerinde çok ilginç bir şey var. Koreliler yüzlerinde çok fazla mimik taşımayan insanlar oldukları için duyguların verilişi daha farklı oluyor. Bizim Türk dizilerinde reaksiyon ve mimikler ön planda iken Kore dizilerinde daha çok olaylar ve diyaloglar duyguyu vermekte kullanılıyor. Bu kısmı ile aslında aşırı melodramdan yılmış olan benim gibi izleyiciler için çok hoş bir deneyim olması beklenir öyle değil mi? İşte öyle değil. Çünkü Güney Koreliler kadın düşmanı.

Bu dizimiz de son derece başarılı bir saat mağazasının disiplinli, çalışkan ve hırslı satış elemanı Jo Eun-su ile başlıyor. İlk bakışta ortam son derece medeni, müşteriler varlıklı, her yer ışıl ışıl. Gel gör ki hikaye başladığında ortamın medeniyetten nasibini hiç almamış olduğunu anlıyoruz. Güney Kore toplumu hala derinden ataerkil ve kadınlar sadece getirdikleri fayda kadar değer görüyorlar.

Bunu bize ilk hatırlatan sahne hatırlı müşterilerden birinin yaşadığı kriz. Elemanımız Jo Eun-Su bir kadına yardım etmeye gidiyor ve görüyor ki kadının her yeri morluk içinde. Kocasından gördüğü şiddet normalde bir batı toplumunda hemen polisi aramayı gerektirirken Kore’de hassasiyetle etrafında dolaşılması gereken bir durum olarak tasvir ediliyor. Kadın zor yürüyor,neredeyse bayılacak ama kimse asla bir şey söylemiyor, yorum yapmıyor ve bütün çalışanlar kadının kocasına tanrı gibi saygı gösteriyor.

Bu toplum yapısı güçlü ve zengin olanın altında gördüğü herkesi ezebileceği, medeni olmak bir yana orman kanunlarının geçerli olduğu bir yapının göstergesi. Bu adam o kadar zengin ki, karısını isterse her gün işkenceden geçirsin, bu konuda asla hiçbir yorum yapmaya kimsenin hakkı yok. Çünkü en ufak bir saygısızlıkta işinizden attırabilir. Mağazanın sahibi tabi ki erkek bir patron ve müşterisinin bir cani olması değil harcadığı para önemli. Yani bu toplum değerler üzerinde değil, çıkarlar üzerinden ilerliyor.

Toplum yapısındaki çarpıklıklar burada da bitmiyor, patronun kişisel olarak davet ettiği zengin müşterilerden birisi en pahalı saatlerden birini çalıyor. Evet resmen çalıyor. Bunun üzerine patronu arayıp sen ne biçim müsteriye referens olmuşsun kim bu şerefsiz adam, sen ne biçim bir patronsun yüreğimize indirdin demek yerine yine hassasiyetle sorunu çözmeye girişiyorlar.

Bilin bakalım bu iş adamını bulup saati geri almakla kim görevli? Tabi ki bizim eleman Jo Eun-Su. Kızcağız saat kaç, burası neresi nasıl bir ortam demeden bu adamın peşinden koşuyor, sandalye tepelerinde bekliyor ve gecenin bir yarısı adama anca derdini anlatıyor. Yani problemi çıkaran patron ama çözmek için türlü çeşit yöntem denemek zorunda olan Jo Eun-Su. Çok anormal değil mi?

Neyse hayretlerim burada bitmiyor, izlemeye devam ediyorum. Bizim eleman en sonunda hırsız iş adamını saati geri vermeye ikna ediyor. Bu sahnelerde güç dengesinin ne kadar çarpık olduğunu iliklerimize kadar hissediyoruz. Kız en küçük bir saygısızlık etse kıçına tekmeyi yiyecek, bu çok belli. Ama kızımız hem azimli, hem akıllı hem de kararlı. Yani ezik bir tip olsa ordan ağlayarak kaçabilir ama o an anlıyorsunuz ki bu toplumda hassas kalplere yer yok. Neyse adam ikna olacak ama saat gece yarısı olmuş ve parayı ödemek yerine kızı içki sofrasına davet ediyor. Ne kadar uygunsuz bir davranış. Yani asimetrik bir güç ilişkisinin olduğu bir yerde güçsüz olan tarafın daha da dezavantajlı duruma düşeceği bir ortam yaratmak ancak Korelilerde olabilir diye düşünüyor insan.

Neyse kızımız bu işin de üstesinden geliyor. Artık hikayenin buradan sonrasını ben prensip olarak izlemeyi reddettim ve diziyi bitirmedim. En önemli sebep konunun kocasından işkence gören kadınla bizim eleman arasında ilerleyeceğini bilmemdi, yoksa seyredebilirdim. Kadın erkek ilşkisini eşitlik değil eziklik üzerinden kuran, kural ve kaideleri etik değerlerden çok güç ve parann etrafında dönen bir toplumun hikayeleri beni hiç çekmiyor.

Üstelik kadına şiddet son derece ucuz bir dramatik yöntem ve bence asla bir televizyon dizisinde yer almamalı. Maalesef bu çağda bu temel konuyu hiçbir şekilde çözmemiş bir toplum nasıl bu kadar makbul bir toplummuş gibi dünya sahnesinde yerini almış ona hayret ediyorum. Koreli kadınlar da bu durumun farkında oldukları için orada tepki olarak doğan 4B hareketi var. Sizi bu hareketin detayları ile başbaşa bırakıyorum.

https://tr.wikipedia.org/wiki/4B_hareketi

Rahatsız seyirler dilerim.

6 Yorum

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir