Anasayfa / Yerli Dizi / Kıskanmak- Rahatsız olmanız için bir dizi

Kıskanmak- Rahatsız olmanız için bir dizi

İlk bölümü açtığımda şunu net hissettim: Bu dizi başka bir yerden konuşuyor. Alıştığımız Türk dizisi dili yok burada. Ne kolay kahramanlar var ne de izleyiciyi rahatlatan bir adalet duygusu. Kıskanmak, daha en baştan huzursuz etmeye niyetli.

Dizi, Nahid Sırrı Örik’in romanından uyarlanmış bir dönem işi. Cumhuriyet’in ilk yıllarında, Zonguldak gibi sert, kapalı bir yerde geçiyor. Ama asıl sert olan mekân değil; insanların birbirine bakışı. Hikâye kıskançlıkla başlıyor ama mesele sadece kıskançlık değil: bastırılmışlık, yok sayılmak, “normal” kabul edilen adaletsizlikler.

Dizi uyarlaması İstanbul’da geçiyor. Seniha’yı tanıyoruz önce. Çocukluğundan itibaren ailesinin gözünde hep bir fazlalık. Çirkin bulunduğu için sevgiden mahrum bırakılmış, kadınlığı baştan sakatlanmış biri. Evde sevgi varsa, hepsi erkek kardeş Halit’e akıyor. Yakışıklı, başarılı, “gelecek vadeden” evlat. Seniha ise sessizce kenara itilmiş bir gölge. Gerçi ilerleyen bölümlerde annesinin Seniha’yı neden ezdiğini daha iyi anlıyoruz. Olay hep babada düğümleniyor.

Halit sadece ailenin gözdesi değil, aynı zamanda her şeyin yöneticisi. Para onun elinde, kararlar ondan çıkıyor, hayatın ritmini o belirliyor. Seniha’ya bırakılan tek şey susmak. Anne desen, kızını korumak yerine onu iyice görünmez kılıyor. Baba öldükten sonra evin içindeki bu adaletsizlik daha da kemikleşiyor. Seniha’nın payına düşen tek şey, içine atmak.

Ama işte mesele burada başlıyor. Seniha içine atmakla yetinmiyor. Zekâsını, dikkatini, gözlem gücünü kullanarak yavaş yavaş oyunu bozuyor. Kardeşinin evliliğine, düzenine, “mutlu aile” tablosuna küçük ama zehirli müdahaleler yapmaya başlıyor.

Dizi ilerledikçe bir aile dramından çok daha fazlasını izliyoruz. Seniha’nın sessiz intikamı, Halit’in görmezden gelinen ahlaki zaafları ve Mükerrem’in saf gibi duran ama her şeyi büyüten varlığı arasında sıkışmış bir hikâye bu. Kim masum, kim suçlu sorusu gittikçe anlamsızlaşıyor. Çünkü herkes bir yerinden suçlu. Dizinin en dramatik akslarında birine oturan Nüzhet karakteri de başlı başına bir hikayenin kahramanı gibi. İlerleyen bçlümlerde onun da Paşazade ailesi ile iç içe geçmiş öyküsüne vakıf oluyoruz.

Kıskanmak, Türk dizilerinde pek rastlamadığımız kadar karanlık bir iş. Seyirciyi avutmak gibi bir derdi yok. Aksine, rahatsız edici sorular bırakıp kenara çekiliyor. Bu yüzden de ana akımdan ciddi biçimde ayrılıyor.

Seniha: Rahatsız Eden Bir Kadın Figürü

Seniha bildiğimiz “kötü kadın”lardan değil. Ne entrikacı karikatür ne de gizli bir melek. Çirkinliği yüzünden aşağılanan, sevgisiz büyütülen, miras hakları bile elinden alınan bir kadının nasıl yavaş yavaş sertleştiğini izliyoruz. Dizi onu temize çekmiyor ama sürekli şunu sorduruyor:

Bu kadın mı kötü, yoksa onu bu hale getiren ailesi mi?

Halit ve Erkek Masumiyeti Masalı

Halit başta “iyi adam” gibi sunuluyor. Toplumun sevdiği türden: çalışkan, yakışıklı, makul. Ama hikâye ilerledikçe görüyoruz ki bu masumiyet hali epey konforlu. Sorumluluk almayan, hatalarının sonuçlarını başkalarına ödeten bir erkek profili var karşımızda.

Dizi, erkeklerin “küçük” zaaflarının nasıl büyük yıkımlar yarattığını göstermekte şaşırtıcı derecede cesur.

Güzellik, Kadınlık ve Sessiz Şiddet

Burada güzellik bir süs değil, bir silah. Mükerrem güzel olduğu için korunuyor, hoşgörülüyor, affediliyor. Seniha ise çirkin olduğu için en ufak hatasının bedelini ödemek zorunda bırakılıyor. Bu fiziksel ayrımcılık dizinin bütün çatışmasını besliyor. Gerçi Özgü Namal o kadar güzel bir kadın ki, dizide çirkin bir Seniha’nın güzel bir Seniha’ya dönüşümünü izleyemiyoruz. Kıyafeti ve tarzı değişiyor ama sonuçta Özgü Namal asla çirkin değil. Zaten bence esas dönüşüm Seniha’nın annesine ve Halit’e davranış biçiminde gerçekleşiyor. Sesizni çıkarmadan ezilen bir kız çocuğunun yaşamına yeni bir yön verme kararlılığına tanıklık ediyoruz.

Uyarlama Cesareti

En çok takdir ettiğim şeylerden biri şu: Dizi, romanın karanlığını törpülemeye çalışmıyor. Karakterleri sevimli yapma derdi yok. Reyting uğruna yumuşatılmış bir hikâye izlemiyoruz. Bu yüzden Kıskanmak, bir televizyon işinden çok edebi bir metin hissi veriyor.

Kısacası bu dizi, izleyiciyi eğlendirmekten çok düşündürmek isteyenlerden. Ve bunu yaparken kimseyi aklamıyor. Belki de en rahatsız edici tarafı bu.

Yazarın Notu: Bu dizi incelemesi Kıskanmak dizisinin ilk 10 bölümü için geçerlidir. Türk ana akım dizilerinde her hafta 2 saat üzerinde hikaye yazma zorunluluğu olduğu için bir süre sonra dizinin gidişatı değişiyor. Dramatik yapıyı canlı tutmak için sürekli yeni karakterler eklemek gerekiyor, bu da dizinin başındaki hikayenin dönüşmesine neden oluyor.

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir